Kayıtlar

2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Paraguay’lara gitmekle olmuyor

Resim
Merhaba, Ben Sabahattin Gencal, birkaç ay sonra 75’e adım atacağım; ama kendimi öyle yaşlı görmüyorum. Yalnızım. Yalnızlığımı kaliteli yaşamak istiyorum. Öyle, yaşam koçlarının öğütlediği kaliteden söz etmiyorum. Kendi kendimin koçu olarak çabalıyorum. En önemli tutkum okumaktır. Arada bir de bloglarda yazarım. Kötü bir okuyucuyum. Hiç tasvip etmediğim halde her şeyi okurum. Her şeyi okumak, hele bugünlerde günceli kovalamak hasta ediyor insanı. Onun için zaman zaman güncel’in dışına çıkmak gerektiğini anladım. O kadarki Güncel’in ötesi adlı bloğu bunun için açtım. Yeni blog açmak hiçbir şey ifade etmiyor, asıl kafada yeni pencere açabilmektir. Henüz bir pencere açamadım kafamda. Öyle yazdım olmadı, böyle denedim olmadı. Bir türlü güncelin dışına çıkamadım. Demek ki ancak dünyadan çıkınca bu huydan kurtulacağız. İnsan bazen boğulur gibi olur da kendini dışarı atmak ister. Ben de istiyorum ki değişik konulara gireyim çıkayım; demir kafes gibi olan kuralları kırayım. Gönlümce takılayım. Ama …

Paraguay’lara gitmekle olmuyor

Resim
Merhaba, Ben Sabahattin Gencal, birkaç ay sonra 75’e adım atacağım; ama kendimi öyle yaşlı görmüyorum. Yalnızım. Yalnızlığımı kaliteli yaşamak istiyorum. Öyle, yaşam koçlarının öğütlediği kaliteden söz etmiyorum. Kendi kendimin koçu olarak çabalıyorum. En önemli tutkum okumaktır. Arada bir de bloglarda yazarım. Kötü bir okuyucuyum. Hiç tasvip etmediğim halde her şeyi okurum. Her şeyi okumak, hele bugünlerde günceli kovalamak hasta ediyor insanı. Onun için zaman zaman güncel’in dışına çıkmak gerektiğini anladım. O kadarki Güncel’in ötesi adlı bloğu bunun için açtım. Yeni blog açmak hiçbir şey ifade etmiyor, asıl kafada yeni pencere açabilmektir. Henüz bir pencere açamadım kafamda. Öyle yazdım olmadı, böyle denedim olmadı. Bir türlü güncelin dışına çıkamadım. Demek ki ancak dünyadan çıkınca bu huydan kurtulacağız. İnsan bazen boğulur gibi olur da kendini dışarı atmak ister. Ben de istiyorum ki değişik konulara gireyim çıkayım; demir kafes gibi olan kuralları kırayım. Gönlümce takılayım. Ama …

İp gibi mi, demir gibi mi, çelik yay gibi mi?

Resim
Değerli Ağabeyimiz Avukat Nihat Gencal Bey’in iltifatları bizim için onurdur. Bu iltifatları bir teşvik olarak kabul ediyorum. İltifatları kabullenmek, biliyorum ki hatadır. Ama inşallah iltifatlara layık olmaya çalışırız.

Nihat Ağabeyimiz, sağ olsun yazılarıma yazdığı her yorumda teşviklerini esirgemedi. Aşağıda “Ayna Ayna” başlıklı yazıma yazdığı yorumu sunuyorum:

“Sabahattin Bey, yazılarınızdan öyle anlaşılıyor ki, siz sadece edebiyatçı ve hukukçu değil aynı zamanda bir felsefe adamısınız.

İnsanların hayatına yüzyıllar önce girmiş basit bir eşya olan aynadan, insanların iç dünyasını düşünce ve fikirlerini, ruhsal hallerini değerlendirip gözler önüne sermenizi kutluyorum.

Ve yazılarınızı zevkle okuyup kendi payıma bir şeyler çıkarmaya çalışıyorum. Ancak bu yazılarınızı daha çok kimselerin okuması için medyada yer almanızı çok isterim. Gerçi şu anda medya baskı altında ama senin yazıların kimseyi incitmez. Bilakis takdirle karşılanır. Selam ve sevgiler.” (https://www.facebook.com/nihat…

Kelimeler

Resim
Bugün, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı. Bayram coşkumuzu dile getirmek; günün anlam ve önemini belirtmek için bir yazı yazmak istedim. İstedim; ama yazamadım; çünkü kelimelerin tansiyonu yükseldi. Yüksek tansiyon iyi değil. Bugün, oğullarım Fuat ve Ahmet’le annelerinin kabrini ziyaret ettik. Ziyaret sonrası duygularımı dile getirmek; ne halde olduğumu belirtmek için bir yazı yazmak istedim. İstedim; ama yazamadım; çünkü kelimelerin tansiyonu düştü. Düşük tansiyon iyi değil. Bugün Güneş’in Samsun’dan doğuşunu düşündüm. Güneşlendim. Bugün, Nurum’un Aşağı Baklacı Mezarlığında batışını düşündüm. Hüzünlendim. Güneşin aydınlığında hüznüm sergileniyor. Bereket, görecek kimsecikler yok yanımda. Kelimeler belimi büküyor yalnızlığımda… Bugün şiir yazmak istedim; ama yazamadım; çünkü karşıt duyguları, karşıt görüşleri temsil edecek kelimeleri bulamadım. Bula bula önceleri şiir diye yazdığım kelime yığınını buldum. Bulmak güzel , okumak zor olsa da…
Kelimeler

Kalbim kaynayınca Zihnimden Bu…

Aşkın sarımsaklı versiyonunu

Resim
Bugün, evimize fazla uzak olmayan Cumartesi pazarına çıktım. Pazarlar, esnafıyla, müşterisiyle havasıyla vb. her yerde aynı. Esnafın müşteri çekme yöntemleri de aynı. Seslere kulaklarımız da, beynimiz de alıştı. Yazmam gereken bir farklılık yakaladım:          14-15 yaşlarında bir ergen “Sarımsak! Sarımsak! Onsuz hayat imkânsız imkânsız.” diye yüksek sesle söyleniyordu.          Fasulyenin nimetlerini de sarımsağın faydalarını da az çok biliyorduk. Bu çocuğun “Onsuz hayat imkânsız, imkânsız” deyişi acaba neden?          Pazarda henüz kimseyi tanımıyorum. Oysa İzmit’te Pazar esnafıyla konuşurdum. Hallerini az çok tahmin ederdim. Pazarda gözlem yapabilenler insanımızın ne durumlara düştüklerini de anlayabilirler.          Eskisi gibi pazarcı esnafımızın dertlerini dinleyebilir miyim bilemem. Ama bir gün röportaj varı konuşmalara karar verirsem Sarmısakçı gençten başlayacağım:          Gencimiz, “Onsuz hayat imkânsız imkânsız” derken gerçekten sarımsaktan mı söz ediyordu. Hiç zannetmiyorum.…